Fated to Love You

Bütün Kore draması severlerin ilk izledikleri kraması kendine özeldir. Benim için de özel olan drama Fated to Love You.

Bir aşk hikayesi nasıl ilerlerse, Fated to Love You’nun hikayesi biraz tersten başlıyor. Bence kendini en çekici kılan özelliklerden birisi de bu. Birisini tanırsınız, hoşlanırsınız, aşık olursunuz, evlenirsiniz, çoluk çocuğa karışırsınız ve nihai mutlu son. Birisine ilk görüşte aşık olursunuz, mutlu bir ilişki yaşarsınız, hayatlarınızı birleştirme kararı alırsınız, evlenirsiniz ve çoluk çocuğa karışırsınız.

İşte Fated to Love You’da tamamiyle alışık olduğumuz bu ezberi bozan bir hikayeye sahip.

Öncelikle ilk izlediğim Kore dramasının Jang Hyuk gibi bir oyuncunun elinden çıkması konusundaki şansımı yine beni bu alana bulaştıran kuzenime borçluyum (kendisi diğer incelemelerin yazarı olur dayidram). Kendisine Kore draması izlemek istediğimi söylediğimde ve ne tarz bir şey istediğimi anladığında ilk önerdiği dizi bu oldu. Hem komik, hem romantik hem de duygusal. Tadından yenmeyen bir drama.

Nedir bu Fated to Love You?

Kim Mi-Young , sıradan, kendi halinde, yardımsever, neredeyse görünmez diyeceğimiz sakinlikte bir ofis çalışanıdır. Hayatta bir çok konuda şanssız olan Kim Mi-Young, bu şanssızlığını kabullenmiş, beklentisiz bir şekilde hayatını sürdürmektedir. Şans o ki, ofiste yapılan çekilişi kazanır ve hediye olarak tatil çeki kazanır. Bu tatilin hayatındaki en büyük şansı olduğundan habersizdir.

Lee Gun, soylu bir aileden gelen, başarılı bir iş adamıdır. Planlı ve programlıdır, uzun süredir birlikte olduğu, uluslararası bir balerin olduğu için sürekli yurt dışında olan kız arkadaşı ile hayatını birleştirme kararı alır ve onun için hazırladığı rüya gibi tatilde bu teklifi kendisine sunacaktır. Ama işler bu şekilde gelişmez.

Lee Gun‘un kız arkadaşı programdaki aksaması sebebi ile tatil planını iptal etmek durumunda kalır, bu durumdan habersiz olan Lee Gun , bütün hazırlıklarını gerçekleştirerek kız arkadaşını bekler, bu sırada küçük zararsız bir komplo sonucu içtiği içeceğin sonucunda neredeyse bilinçsizce otel odasına kendisini zor atar. Yine aynı küçük zararsız komplo sonucu, aynı içeceğin kurbanı olan Kim Mi-Young da yarı bilinçsiz bir şekilde odasının yolunu tutar yanlışlık eseri kendi odası yerine yanlışlıkla Lee Gun‘un odasına girer ve ikili sabah üzerilerinde kıyafet olmadan, çıplak bir şekilde uyanır.

Hikaye tam bu noktada başlıyor. İki karakterin farklı hayatları, farklı alışkanlıkları, farklı hayal ve planları sonucunda kaderin onları nasıl bir araya getirdiğini, seçimleri ve sonuçlarını ele alıyor Fated to Love You.

Neden izlemeliyiz?

Benim için Fated to Love You, tatlı mı tatlı kurabiye tadında bir drama. Onun için ne çok duygusal ne çok romantik (tamam, belki romantik diyebilirim) ne de çok komik diyebilirim. Hepsinden gerektiği ölçüde bulunan bir tarife sahip. Onu bu kadar eğlenceli ve keyifli sunan da bu oluyor zaten.

Her zamanki gibi oyuncu seçimlerine yanaşacağım tabii ki. Şimdi şimdi düşününce izlediğim ilk Kore dizisinin Jang Hyuk başrollüğünde olması gerçekten bir nimetmiş. Bir insan hem bu kadar komik hem bu kadar karizmatik nasıl olabilir? Olabiliyor işte, adına da Jang Hyuk diyorlar.

Jang Na-Ra , canlandırdığı Kim Mi-Young, karakterinde gerçekten muhteşem bir performans çıkarmış. Kendisinin diğer projelerine o dönem hakim değildim fakat şu anda Na Jung-Sun karakterini canlandırdığı VIP dramasını gözlemlediğimde aslında ne kadar mükemmel bir performans sergilediğini daha iyi gözlemleyebiliyorum. Kim Mi-Young ‘un çekimser ve naif tarafını bütün güzelliği ile izleyicilere sunmuş.

Neler rahatsız etti?

Diğer incelemelerden verdiğim örneklerle aslında az çok beni neti rahatsız ettiğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Evet son beş bölüm! Resmen izlerken şunu hissettim; bu dizi için şu kadar bölümlük bir anlaşma yapılmış ve son beş bölümde nasıl yaparız da acaba biz bu diziyi o kadar bölüm uzatabiliriz diye çabalamışlar. Son bölümlerin zorlama olduğu o kadar belliydi ki sakil duruyordu. Keza Lee Gun‘un sürekli saç modellerinin değişimi olsun, gerek dizinin sürekli değişen enerjisi olsun, benim için her zaman o son bölümleri zorlama olarak kalacak aklımda. Bu kadar dallanıp bulandıramaya gerek var mıydı acaba? Zaten çiftimizin bir araya gelebilmesi için türlü zorluklardan ve mücadeleden geçtik onlarla birlikte, bir de sondaki pişmanlıklara, telafilere ne gerek vardı?

Yalnız yine de Fated to Love You öyle bir drama ki, benim içimde o zorlama bölümlerine rağmen hala özel yerini koruyor. Belki yan karakterlerin daha izlenilebilir olması göz önünde bulundurulabilirdi. Diğer izlediğim Kore dramalarında yan karakterlerin performansları ve hikayeleri ne kadar eğlenceli ve ilgi çekici olsa da, Fated to Love You‘nun yan karakter hikayeleri ve oyuncu seçimleri bir o kadar sıkmıştı beni. İçim elverse o bölümleri geçerek izleyecektim ama ilk izlediğim kdrama olduğu için ve olur da konuya dair bir şey kaçırırım diye buna cürret edemediğimi hatırlıyorum.

Yine de bu saydığım hiçbir sebep bu diziyi izlememek için neden değil. Eğer hala izlemediyseniz, şiddetle izlemenizi tavsiye ederken, izlediyseniz de yorumlarınızı aşağıda bizimle paylaşabilirsiniz.

Buraya bir adet Fated to Love You müzik videosu bırakıyorum. Keyifini çıkarın.

Paylaş:
Yazı oluşturuldu 62

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön