Kim Ji-Young: Born 1982 [Film]

Hangul:  82년생 김지영

Yönetmen: Kim Do-Young

Yazar:  Jo Nam-Joo (Roman), Yoo Young-AKim Do-Young

Gösterim Tarihi: 23 Ekim 2019

Süre: 120 dakika

Tür: Dram

Dil: Korece

Ülke: Güney Kore

Kim Ji-Young: Born 1982 filminin üzerimdeki ilk etkisi, Train To Busan filminden kurtulanların devam hikayesi gibi göründüğüydü. Hala da öyle aslında çok farklı hissetmiyorum ama elbette filmin içeriği, türü ve konusu apayrı bir dünyayı anlatıyor.

Jung Yu-Mi ile Gong Yoo‘nun ikili performanslarına Train To Busan filminden aşinayız. Orada farklı aile ve karakterleri canlandırırken, bu filmde karşımızda karı koca olarak yer alıyorlar. Güzel de bir çift olmuşlar ama zaman zaman insanı hüzünlendiren yansıtmalar da bulunmuşlar kameraya, en çok hoşuma giden noktalar bu kısımlar oldu aslında.

Kim Ji-Young, 30’larında yeni anne olmuş sayılan bir ev hanımıdır. Kariyerini çocuk doğurduğu için noktalamak durumunda kalmıştır. Çalışmayı ve bir ekibin parçası olmayı çok seven Kim Ji-Young, olmak istediği kişi ve olması gerektiği kişi arasında sıkışıp kalır. İçerisinde bulunduğu psikolojisi ise sert bir şekilde dışarıya yansır ve kişilik bozukluğu belirtileri gösterir.

Filmin genel hikayesi bu şekilde. Genel hikayeden çıkarak aslında Kim Ji-Young bize kadının Kore toplumundaki yerini anlatmaya çalışıyor. Üzücü ki bu Türk kültüründe de çok farklı değil. Bu nedenle bu filmi bir Türk filmi gibi izlemenizde hiçbir sakınca yok. O kadar çok benzeyen kültür ve topluluk metaları var ki filmde, insan yadırgayamıyor. Yadırgamazken de üzülüyor.

Kore’de kadının özellikle evlendikten sonra toplumdaki yeri belli başlı başlıklar altında anılıyor sadece. O’nun annesi ya da O’nun karısı. Neredeyse çok üzücü bir durum. Varlığı başkasından kaynaklı mevcutmuş gibi. Kendi benliği aslında bir değer ifade etmiyormuş gibi… Bir kadının eğitiminden önce ailesini düşünmesi, çocuklarına, eşine bakması Kore kültürü için en olası durum. Aksi ayıplanacak ve yadırganacak bir imaj oluşturuyor.

Hikayedeki en güzel yansıtmalarından birisini de Kim Ji-Young‘ın eşi Jung Dae-Hyun (Gong Yoo) sunuyor aslında. Eşinin sadece çocuk bakan bir ev kadını olmasını istemiyor, eşinin mutlu olmasını istiyor ama Güney Koreli bir koca bunu istese bile, kayın valide, dünür, o bu durur mu? Büyüklerin saygı duyulduğu, el üstünde tutulduğu ülkelerde, onlara aile içi söz hakkı tanınması da aslında çekirdek aile denen bir kavram olmadığını vurguluyor.

Kim Ji-Young‘un arada kalmış karakterinden kaynaklı farklı kişilik yansıtmaları ise gerçekten üzücü sahnelere neden oluyor. Özellikle eşi Jung Dae-Hyun‘ın çaresizliği içler acısı. Kendini suçlamaları, yardımcı olmaya çalışması ve problemi kendi çekirden ailesinin içinde tutma çabaları gerçekten etkiliyor insanı.

Ayrıca evlendiklerinde, çocuk sahibi olma kararındaki ruh hallerine bakarsak ikilinin, anne baba olduktan sonraki üzerilerine ölü toprağı serpilmiş hali ile kıyaslamak üzücü oluyor. Gerçekten çocuk ikilinin neşesini, enerjisini, mutluluğunu öldürmüş gibi. Sadece Kim Ji-Young değil, bence eşi Jung Dae-Hyun için de geçerli bu. Bir ağırlık hatta beton çökmüş gibi adamın omuzlarına. Sırf aileleri mutlu olsun diye kendi hayatlarına yön veren bir çifti izliyoruz aslında bu filmde.

Filmin sonunda ise yine kendileri kendi yaralarına merhem oluyorlar. Beni mutlu eden de bunu görmek oldu. Dış etmenlerin karışımasına ne kadar engel olursanız ikili ilişkilerinizde, ilişkileriniz o kadar uzun soluklu ve huzurlu olur. Bu Güney Kore’de olsa bile.

Paylaş:
Yazı oluşturuldu 62

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön