Train To Busan [Film]

Hangul: 부산행

Yönetmen: Yeon Sang-Ho

Yazar: Park Joo-SukYeon Sang-Ho

Gösterim Tarihi: 20 Temmuz 2016

Süre: 118 dk

Tür: Aksiyon, Gerilim, Korku, Dram

Dil: Korece

Ülke: Güney Kore

Öncelikle Train to Busan‘ın izlediğim ilk Kore korku filmi olduğunu itiraf etmeliyim. Zombi filmleri kategorisinde Walking Dead geçmişim olduğu için çok sorgulayan bir yapım da yoktur ama Train to Busan beni biraz üzdü.

Filmin ilgimi çekme sebebi tabi ki… Gong Yoo . Hem eleştirilerde duyduğum olumlu kritikler hem de Goblin dramasındaki sinema sahnesi ile de izleme listeme girmişti. Aradan çok zaman geçmeden, çok fazla spoiler yemeden izlemek istedim ve dün nihayet izleyebildim.

Filmin konusuna değinecek olursak; Seok-Woo ( Gong Yoo ), Seoul’da geliri iyi olan bir fon yöneticisidir. Muhtemelen işi sebebiyle başarısız bir evlilik gerçekleştirmiş ve kızıyla birlikte eşinden ayrı yaşamaktadır. Kızı, kendisi ile yeterince ilgilenmeyen babasından doğum günü hediyesi olarak annesinin yanına, Busan’a gitmek ister fakat zamanlama daha kötü olamaz. Yola çıktıkları andan itibaren sıra dışı olaylar yaşamaya başlayan baba-kız, içerisinde bir adet zombinin kaçtığı trende Busan’a doğru seyahat etmeye başlarlar.

Train to Busan filminde, diğerlerinden farklı olarak ilgimi çeken nokta, mutasyon sürecinin normalden çok daha kısa sürede gerçekleşmesi. Genellikle bedenin enfeksiyondan ölümü ve belirli bir süre sonra zombi şekilde dirilmesine alışık olduğumuzdan, bu süreç biraz hızlı gerçekleşiyor Train to Busan‘da. Buna bir hata ya da eksiklik denemez elbette, sadece dikkatimi çeken noktalardan birisi. Bir de malum, tren yolculuğu olduğu için kurgunun biraz daha hızlı ilerlemesini sağlıyor bu farklılık.

Öncelikle filmde beni mutlu eden noktalara değineyim. Gong Yoo ‘yu, diğer drama ya da filmleri dışında bir profilde görmek hoşuma gitti. Her zaman yakışıklı, kompleks ve doğru kadını bulma arama karakterlerinde romantik alanda izlediğimiz için bence güzel bir değişiklik olmuş. Hatta zaman zaman Seok-Woo karakterine sinirlenip söylendiğim sahneler bile oldu. İnsan ekranın karşısında bir Gong Yoo karakterine sinirlenip gıcık olunca kendini bir değişik hissediyor. Güzel bir deneyim oldu tabi.

Bunun yanı sıra filmin oyuncu kadrosunu çok beğendim. İlk önce dikkatimi çeken isim Yong-Suk karakteri ile Kim Eui-Sung oldu. Çok değil bir süre önce izlediğim W dramasında gerçekten beğendiğim bir performans sergilemişti. Üstelik iki farklı karakter olarak çıkmıştı karşımıza. Burada da gerçekten ama gerçekten sinir bozucu, dehşet bir ölüm için dua ettiğimiz karakterlerden birisini canlandırmış.

Bir diğer beni keyiflendiren isim ise daha geçen ay izlemeyi başarabildiğim, Oscarlı Parasite filminin göz bebeği Choi Woo-Sik. Siması çok tanıdık bir oyuncu diye düşünürken oyuncunun filmografisinde bu iki filmi görmek hoşuma gitti. Bir oyuncuyu iki farklı zıt karakterde izlemek beni garip bir şekilde mutlu ediyor.

Bu film incemelesinde özel yer vermemiz gereken bir isim var ki o da Sang-Hwa karakteri ile Ma Dong-Seok. Gerçekten bu filmin en eğlenceli, en dobra ve en delikanlı sahnelerine kendisi ile birlikte eşlik ediyoruz. Hatta öyle bir sahne geliyor ki, Seok-Woo’nun değil, Sang-Hwa’nın tarafını tutarken buluyoruz kendimizi.

Assolist olarak bu filmde alkışlanması gereken kişi ise çocuk karakterimiz, Kim Soo-Ahn. Ağlayınca gözlerimizi dolduran, sakinliği ile içimizi acıtan Soo-An karakterini gerçekten baştan aşağı işlemiş. Özellikle o son sahnedeki yakarışları eminim ki izleyen herkesin içini parçalamıştır ve o noktaya kadar çocuğun potansiyelinden bi’ haberken, sahnenin verdiği etki ile çocuğun performansına hayran kalıyor insan.

Gelelim rahatsız eden noktalara…

Öncelikle, Gong Yoo ‘yu gerçekten sevmeme rağmen ben filmdeki performansını yetersiz buldum. Gong Yoo‘nun şimdiye kadar ki izlediğim projelerine baktığımda, her zaman insan ilişkilerinde sıkıntı yaşayan daha doğrusu kendini ifade problemi yaşayan karakterleri performansladığını fark ettim. Bunda bir sıkıntı yok, bunu gayet güzel başarıyor ve projelerindeki karakter gelişimi de gerçekten izleyiciye dokunuyor. Bu filmin de öyle olması gerekiyordu ama baba-kız ilişkisindeki duygusallığı son sahneye kadar kesinlikle yeterli bulmadım. Sadece baba-kız ilişkisindeki ifadeleri değil, kendi annesi ile olan bağında da bunu hissetmedim. Telefon görüşmesinin sonundaki ifadesi kesinlikle beni tatmin etmezken olayın şokuyladır belki deyip insan arkaya atıyor ama filmin ortalarındaki baba-kız yakınlaşma sahnesinde benim için yeterli bir performans olmadı. Akabinde şu düşünceyi getirdi; Gong Yoo ‘nun bu zamana kadar en başarılı bulduğum performansı benim için Coffee Prince idi. Bunun sebebinin de açıkçası o dönem rol arkadaşı Yoon Eun-Hye ile aralarında geçen duygusal samimiyetten olduğu düşüncesindeyim. Tamamiyle kendi düşüncem ama gel gelelim en iyi performansı bence Hang-gyoul. Goblin‘e baktığımızda Eun-tak ile olan duygusal performansını yine zayıf bulmuştum ama bunun yanı sıra karakterin insan ilişkilerindeki toyluğunu ve gelişimini muhteşem bir şekilde yansıttığı için çok da dengesiz bir performans olarak çarpmadı gözüme.

Film boyunca duygu aktarımı tam tamamlanmadığı için de, sondaki hüzünlü sahne bana biraz yapmacık geldi açıkçası. Sebebi Gong Yoo ‘nun oyunculuğunun “aşırı” olmasından değil, bence arada geçen sürede bu sahnenin temellerinin yetersiz işlenmesi ile kaynaklı bir durumla alakalı olabilir. Tabi senaryonun da burada etkisi çok fazla. Bir zombi filmi izliyoruz ama bu zombi filmini bir baba-kız ilişkisi üzerinden izliyoruz, o nedenle de ilişki gelişimini izleyiciye aktarmak bence burada önemli.

Bir diğer yetersiz bulduğum nokta ise, Kore gibi teknoloji harikası bir ülkeden 2016 senesinde çıkan bir filmin efektler açısından başarısız olmasıydı. Bindirme olan görüntüler göze oldukça çiğ gelirken, bazı sahnelerin gereğinden fazla hızlı çekimi göze batıyordu. Bu konuda daha detaylı çalışabilirlerdi diye düşünüyorum kendi adıma.

Yine de internetteki yorumlara baktığımda çoğunlukla başarılı yorumlar almış bir film Train to Busan. Gel gelelim benim için zombi istilası draması değil, bir adamın zombilerden çok insan ölümüne neden olan filmdir bu film. Üstelik o karakterin sonu kaçınılmaz olsa da sonun gerçekleşme şekli beni tatmin etmedi bile. O kadar kinleniyor, hiddetleniyor ki insan, çok daha dehşet bir son bekliyor kendisi için.

Elimden geldiğince spoiler vermeden aktarmak istedim film hakkındaki düşüncelerimi. Muhtemelen ben bir çok insandan farklı düşünüyorum, film bu kadar olumlu eleştiri almışken ama sürçü lisan ettiysem affola. Amacım yıkıcı bir eleştiri yapmak değil, film üzerinde kendi fikirlerimi dışarı vurmaktı.

Yine de filmi izlemenizi tavsiye ederim bence eğlenceli ve güzel zaman geçirilecek bir filmdi. Kesinlikle zaman kaybı olarak görmediğim bir film.

Paylaş:
Yazı oluşturuldu 62

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön